Dün herhalde Japonya da ki hayatımın en güzel günüydü...
Geçen hafta Serrose 'un blogundan duyduğum Japonca Okuluna yazılmıştım.
Dün de okulun ilk günüydü.Önceden Serrose a da mail attım ben gelicem tanışalım mı diye,onunla da tanışacaktım.
Pazartesi öğlen düştüm yollara bizim evden kurs yedi metro durağı aslında 20 dakika falan sürüyor biliyorum ama biz de aile geleneğidir bir işi erkenden yapmak piknik için bile saat 7 de hazırola geçmiş bir aileyiz:)
O yüzden kursun başlamasına yarım saat kala ordaydım.Tabi ki en ürkek halimle geçtim sınıfıma oturdum hoca adımı sordu sana nasıl hitap edelim dedi ve Nesuri gibi bişey çıktı oraya Japonlar l harfini söyleyemiyor pek.
Serrose 12.30 13.30 arası gönüllü Japon hanımların pratik yapma fırsatı tanımak için çay saati yaptıklarını söylemişti O da orda olucaktı.Kulağıma bir sesler geliyor ama çekiiyorum da şimdi tek kelime bilmiyorum kadınlar birşey söylerse diye şöyle parmak uçlarımda yürüdüm geri döndüm hemencecik sınıfıma.Bu arada sınıfa da diğer öğrenciler gelmişti ilk gelen Endonezyalı bir kadındı Japonca konuşuyormuş ama yazmayı öğrenmeye gelmiş eşi Japonmuş.
Sonra Amerikalı bir amca geldi.O sırada Serrose gelip ben buldu:)Gönüllülerin yanına gittik tabi herkes birşeyler soruyor Serrose da tercüme etti rahattım o yüzden çay ikram ettiler falan değişik güzel bir deneyimdi.Çıkışta buluşmak için sözleştik,ders başladı.Başlayınca da Peru lu bir kız geldi ve toplamda dört kişi oldukAynen ilkokul öğrencisi gibi resimlerle,hece tabloları,çizgi çalışması gibi harf çizimleri ile dopdolu muhteşem iki saat geçirdim.
Sonra Serrrose benden bir saat sonra çıkıcaktı onu bekledim.Çıkınca acıkmıştık çok güzel bir yere yemeğe gittik gerisinde olay koptu zaten konuş konuş harika vakit geçirdik yani en azından kendi adıma geçirdim diyeyim:))
Sonra da onun meşhur mağazası Loft a gidip kendimizi kaybettik...
Kendimi uzağında uzağı bir yerde değil de sanki Kadıköy,Beyoğlu nda gibi hissettim bunun mutluluğunu anlatabilmem imkansız sanırım.Aynı zevkleri paylaştığım çok sıcak bir insanla zamanın nasıl geçtiğini anlamadım bile.Eve dönerken keyiften dört köşeydim bir de üstüne eve geldiğimden İstanbul dan dostumun göndermiş olduğu mektubu da görünce dedim bugünü bayram ilan ediyorum:)
İşte dün böyle güzel bir gündü...
26 Şubat 2013
15 Şubat 2013
DEFTERLERİM
Gezip gördüğüm yerleri taze taze yazmazsam hem unutuyorum hem üşeniyorum.Buna bir de blog yazmadığım zaman diliminde edindiğim defterler tutma alışkanlığım sebep oldu sanırım.
Çok güzel defterlerim oldu.Bunlardan bir tanesi sevgili Baykuş Gözüyle 'nin hediye ettiği defter ki ona izlediğim filmlerin konularını oyuncularını ve yönetmeninin filmografisini yazıyorum.Daha çok az doldu ama yavaş yavaş ilerleme gösteriyorum.İlk sayfasını da boş bıraktım.Tifanny de kahvaltı yı izleyince yazmak için.
İkinci defterim canım dostum Nilu'nun ben buraya gelmeden bana hazırladığı kırtasiye çeyizimden bir parça:) Ona da gezilerimi yazıyorum,biletleri,reklamları,faturaları kısaca gördüğüm yerleri hatırlatacak ne varsa.

Yine Nilu'nun hediyesi olan ya da daha doğru bir söyleyişle hediye ettirilmiş olan bir defter:)
Çünkü ne zaman ona gitsem bu defteri elime alır ya bu defter çok güzel ya sen bunu nerden almıştın gibi cümlelerle onu taciz ettim:))Ve beni uzaklara göndericek olmanın da etkisiyle bu defterin sahibesi oldum:)))Ve onu "en değerli anlar" defteri yapıp ilk maddesine de bu defteri Nilü den aldığım an diye yazdım:)
Bu arada bu bildiğin defterler yazısı oldu Baykuşumun vardı böyle bir yazısı,çok güzeldi.Madem başladım devam ediyorum o halde.
Bir başka defter de bu beyaz defter.Bunu Beşiktaş Kabalcı dan almıştım.Pakette olmadığı için biraz kirliydi çok az bi indirim koparmıştım:)Bunu da 2013 günlüğü yaparım demiştim ama aman aman da yazmadım maalesef.
Bunu da dergi vermişti internetten,kitaplardan oradan buradan duyduğum kavramları,olayları kısaca not aldığım benim mini ansiklopedim:)
Bunu da 6 Ocak ta buraya gelirken ağlak gözlerle kapanmak üzere olan D&R dan uçakta kafamı dağıtsın diye aldığım Ekin Atalar ın kitabı ve sanırım Elele dergisinin hediyesiydi.Bu ajandaya kısaca o gün ne yaptığımı yazıyorum.Geçen sene de cnbc e dergisinin verdiği ama bana yine Nilünun aldığı-farkediyorum ki baya nemalanmışım nilu den- ajandayı bu şekilde kullanmıştım doldukça çok güzel oluyor:)
Ve son olarak buradaki harcamalarımızı yazdığımız hesap defterimiz bunu da ben tutuyorum:)
Bu da böyle bir defter yazısı oldu böylelikle ilerde kaybolurlarsa anısı kalır hiç değilse
Not : Bu yazıyı dün 14 şubat öğleni yazmıştım dün akşam sevgiliden tam üç tane defter hediyesi geldi:) Çağırdım galiba bu yazıyı yazarak:)Bakalım onlar nelerle dolucak.Sevgiler efendim:)
Çok güzel defterlerim oldu.Bunlardan bir tanesi sevgili Baykuş Gözüyle 'nin hediye ettiği defter ki ona izlediğim filmlerin konularını oyuncularını ve yönetmeninin filmografisini yazıyorum.Daha çok az doldu ama yavaş yavaş ilerleme gösteriyorum.İlk sayfasını da boş bıraktım.Tifanny de kahvaltı yı izleyince yazmak için.
İkinci defterim canım dostum Nilu'nun ben buraya gelmeden bana hazırladığı kırtasiye çeyizimden bir parça:) Ona da gezilerimi yazıyorum,biletleri,reklamları,faturaları kısaca gördüğüm yerleri hatırlatacak ne varsa.

Yine Nilu'nun hediyesi olan ya da daha doğru bir söyleyişle hediye ettirilmiş olan bir defter:)
Çünkü ne zaman ona gitsem bu defteri elime alır ya bu defter çok güzel ya sen bunu nerden almıştın gibi cümlelerle onu taciz ettim:))Ve beni uzaklara göndericek olmanın da etkisiyle bu defterin sahibesi oldum:)))Ve onu "en değerli anlar" defteri yapıp ilk maddesine de bu defteri Nilü den aldığım an diye yazdım:)
Bu arada bu bildiğin defterler yazısı oldu Baykuşumun vardı böyle bir yazısı,çok güzeldi.Madem başladım devam ediyorum o halde.
Bir başka defter de bu beyaz defter.Bunu Beşiktaş Kabalcı dan almıştım.Pakette olmadığı için biraz kirliydi çok az bi indirim koparmıştım:)Bunu da 2013 günlüğü yaparım demiştim ama aman aman da yazmadım maalesef.
Bunu da dergi vermişti internetten,kitaplardan oradan buradan duyduğum kavramları,olayları kısaca not aldığım benim mini ansiklopedim:)
Bunu da 6 Ocak ta buraya gelirken ağlak gözlerle kapanmak üzere olan D&R dan uçakta kafamı dağıtsın diye aldığım Ekin Atalar ın kitabı ve sanırım Elele dergisinin hediyesiydi.Bu ajandaya kısaca o gün ne yaptığımı yazıyorum.Geçen sene de cnbc e dergisinin verdiği ama bana yine Nilünun aldığı-farkediyorum ki baya nemalanmışım nilu den- ajandayı bu şekilde kullanmıştım doldukça çok güzel oluyor:)
Ve son olarak buradaki harcamalarımızı yazdığımız hesap defterimiz bunu da ben tutuyorum:)
Bu da böyle bir defter yazısı oldu böylelikle ilerde kaybolurlarsa anısı kalır hiç değilse
Not : Bu yazıyı dün 14 şubat öğleni yazmıştım dün akşam sevgiliden tam üç tane defter hediyesi geldi:) Çağırdım galiba bu yazıyı yazarak:)Bakalım onlar nelerle dolucak.Sevgiler efendim:)
04 Şubat 2013
Yeniden Merhaba
Bu kadar uzun süredir yazı masasına oturamayışım elbette öylesine değildi.
Hayatımda öyle büyük değişikler oldu ki hepsi beklediğim şeylerdi.Nasıl ki bir anne de çocuğunu sevgiyle sabırla bekler ama doğum yine de sancılı olur benimki de öyleydi işte.
Kına,nikah,düğün ve balayı her şey tahminlerimin çok ötesinde güzeldi.
Şimdi bir aydır Japonya' dayım.Bakalım bundan sonra neler olacak,buraya not düşmek istiyorum bundan sonrasını:)
Dün burada shinto inancına göre bahar bayramıydı.Çok güzel bir geçit töreni yapıldı.
Oradan bir fotoyla bitiriyorum postumu.Sevgilerimle...
Hayatımda öyle büyük değişikler oldu ki hepsi beklediğim şeylerdi.Nasıl ki bir anne de çocuğunu sevgiyle sabırla bekler ama doğum yine de sancılı olur benimki de öyleydi işte.
Kına,nikah,düğün ve balayı her şey tahminlerimin çok ötesinde güzeldi.
Şimdi bir aydır Japonya' dayım.Bakalım bundan sonra neler olacak,buraya not düşmek istiyorum bundan sonrasını:)
Dün burada shinto inancına göre bahar bayramıydı.Çok güzel bir geçit töreni yapıldı.
Oradan bir fotoyla bitiriyorum postumu.Sevgilerimle...
17 Ağustos 2012
Bayram öncesi raporu
Japonya'dan döneli iki hafta oluyor anlatırım sanıyordum ama ipin ucu çoktan kaçtı.Tabiki çok güzel geçti.En çok da Disneyland'ı sevdim,bayıldım.Oraya giden bir çocuğun hayal gücü kim bilir ne kadar genişliyordur.
Ama ben galiba yine kendimi tekrarlayip okuduklarımı yazacağım.Unutmaktan ölesiye korktuğum için bir de temmuz ayından itibaren okumam oldukça verimsizleştiği için.Japonya'ya giderken Zehra'nın aldığı "Yedi kapılı kırk oda" kitabı vardı yanımda her yere taşıdım onu.Ve ancak iki gün önce bitirebildim.Bu kitabında Mungan bilinen hikayelere ,efsanelere farklı yorumlar getirmiş.Mesela bir bölümün adı "Hamlet ile Hitler".Bunu okuyorum okuyorum bir yere varamıyorum hemen koştum D&R'a kaptım Shakespeare'in Hamlet'ini bir tutturmuşuz To be or not to be .Ben bazı eserleri okumaktan tırsarım o u okumak için yeterli olgunluğa erişmemiş olduğumu düşünürüm.Ama Hamlet'i elimden bırakamadım.Zaten olayı bol olan nadir eserlerdenmiş.Diğer yayınlar nasıldır bilmem ama Remzi Kitabevi nin gayet özenle hazırlanmış bir çevirisiydi okuduğum.Bülent Bozkurt çevirisi önsöz de çok faydalıydı.Şimdi dört gözle bekliyorum Hamlet Oyununu Kemal Başar, Müşfik Kenter'in anısına sahneleyecek:((
Mungan yine yaptı yapacağını ufkumu yine açtı.Bu arada ingilizce kitap okuyacağım sözümü biraz gevşettim ayda bir mutlaka ingilizce kitap okuyacağıma indirgedim.Ne kitapsız ne kedisiz:)
Dün de baktım kitaplığıma şöyle bir kitap olsa elimden bırakmadan okusam.Osho'nun Sır kitabi geldi elime ve gerçekten tam aradığım şeymiş.Hani biz hep şikayet ediyoruz ya evde bir sürü kitap var yine de alıyouz diye.Aslında o anki ruh halimizin o tarz bir şeye ihtiyaci oluyor ve zamani gelince de o ihtiyaç bu kitaplardan karşılanmış oluyor.Değişik biri bu Osho ama söyledikleri akla mantığa çok uygun.En önemlisi de şu anda bana iyi geldi.
Bu akşam daha doğrusu cumartesi sabahı Balıkesir'e doğru yola çıkıyoruz halamin yazliğina.Gitmeyi istemiyorum ama başka çare de yok gibi en azından doğanın tadını çıkarırim.Kaz Dağları bir tarafta deniz bir tarafta.Şimdiden iyi bayramlar ya da iyi tatiller:)
Ama ben galiba yine kendimi tekrarlayip okuduklarımı yazacağım.Unutmaktan ölesiye korktuğum için bir de temmuz ayından itibaren okumam oldukça verimsizleştiği için.Japonya'ya giderken Zehra'nın aldığı "Yedi kapılı kırk oda" kitabı vardı yanımda her yere taşıdım onu.Ve ancak iki gün önce bitirebildim.Bu kitabında Mungan bilinen hikayelere ,efsanelere farklı yorumlar getirmiş.Mesela bir bölümün adı "Hamlet ile Hitler".Bunu okuyorum okuyorum bir yere varamıyorum hemen koştum D&R'a kaptım Shakespeare'in Hamlet'ini bir tutturmuşuz To be or not to be .Ben bazı eserleri okumaktan tırsarım o u okumak için yeterli olgunluğa erişmemiş olduğumu düşünürüm.Ama Hamlet'i elimden bırakamadım.Zaten olayı bol olan nadir eserlerdenmiş.Diğer yayınlar nasıldır bilmem ama Remzi Kitabevi nin gayet özenle hazırlanmış bir çevirisiydi okuduğum.Bülent Bozkurt çevirisi önsöz de çok faydalıydı.Şimdi dört gözle bekliyorum Hamlet Oyununu Kemal Başar, Müşfik Kenter'in anısına sahneleyecek:((
Mungan yine yaptı yapacağını ufkumu yine açtı.Bu arada ingilizce kitap okuyacağım sözümü biraz gevşettim ayda bir mutlaka ingilizce kitap okuyacağıma indirgedim.Ne kitapsız ne kedisiz:)
Dün de baktım kitaplığıma şöyle bir kitap olsa elimden bırakmadan okusam.Osho'nun Sır kitabi geldi elime ve gerçekten tam aradığım şeymiş.Hani biz hep şikayet ediyoruz ya evde bir sürü kitap var yine de alıyouz diye.Aslında o anki ruh halimizin o tarz bir şeye ihtiyaci oluyor ve zamani gelince de o ihtiyaç bu kitaplardan karşılanmış oluyor.Değişik biri bu Osho ama söyledikleri akla mantığa çok uygun.En önemlisi de şu anda bana iyi geldi.
Bu akşam daha doğrusu cumartesi sabahı Balıkesir'e doğru yola çıkıyoruz halamin yazliğina.Gitmeyi istemiyorum ama başka çare de yok gibi en azından doğanın tadını çıkarırim.Kaz Dağları bir tarafta deniz bir tarafta.Şimdiden iyi bayramlar ya da iyi tatiller:)
30 Temmuz 2012
Tokyo-Book Off
Nasıl anlatsam nereden başlasam bilemiyorum ama bir kitap aşığı olarak galiba ilk olarak yine tesadüfen bulduğumuz kitapçıdan başlayacağım anlatmaya.Cuma günü Tokyo merkez istasyonuna 3 durak mesafede bulunan hostelimize yerleştik ve nereye gidebileceğimizi sorduk.Onlarda gençlerin genelde Shibuya ya gittiğini söyleyince vurduk kendimizi Shibuya sokaklarına.Aynı bizim Beyoğlu:)Önce karnımızı doyuralım dedik ve girdik suşi yapan bir mekana.İstanbul'da Japon Kültür Merkezi'nin altındaki restaurantta yemiştim daha önce.Ama burada tabiki çeşit çok daha fazlaydı beğendiklerim de oldu ama wasabi denilen acı sos beni mahfediyor.Sevgilimse sanırsın anne sütü yerine suşiyle beslenmiş bir iştahla yiyiyor ki:))
Derken gezimize devam ettik mağazaları dolaştık ve 2. el kitap satan nam-ı diğer sahaf dükkanı bulduk ama baya büyük.Ve burada sevgilime kalp krizi geçirtecek kitaplar bulduk.Kendisini fantastik edebiyata adamış olduğundan bulduğumuz birinci basımTolkien ve Rowling kitaplarının hard cover versionları gözlerini yuvalarından fırlattı çünkü kitaplar hem kullanılmamış tazelikte hem de ucuzdu.

Bense çok önemli bir karar aldım burada bilmiyorum nereye kadar gider ama gitmesi şart.Elimdeki Murathan Mungan'ın "Yedi kapılı kırk oda"sı bittikten sonra türkçe kitap okumaya uzunca bir süre ara verip ingilizcemi geliştirebilmek için hep ingilizce kitap okuyacağım.Bu kararıma destek olmak amacıyla sevgilim hemen bana kitap seçtirdi.Tabi ingilizcem süper olmadığı için daha çok çocuk kitaplarıyla başlayacağım bu işe.Gerçi seçtiğim kitaplardan ikisi ne kadar çocuk kitabı gibi dursa da okumaya başladığım "Where the mountain meets the moon" gayet mistik havası olan bir kitap.Yazarı Grace LİN.
İkinci kitabım ise tam bir çocuk kitabı "Little House on the Prairie" emin olmamakla beraber eskilerde izlenen küçük ev dizisinin kitabı sanırım.

Üçüncü kitabım ise siz bloggerlardan tanıdığım ama daha önce hiç okumadığım Isabel Allende'nin "The house of the sprits" yani Ruhlar Evi filmi de varmış.Artık bakalım ne zaman okurum.
Bu arada kitapçıda en çok dikkatimi çeken şey saat gece 11 olmasına rağmen içerinin gayet dolu olmasıydı.Adamlar okuyor azizim:))Sevgiler...
Derken gezimize devam ettik mağazaları dolaştık ve 2. el kitap satan nam-ı diğer sahaf dükkanı bulduk ama baya büyük.Ve burada sevgilime kalp krizi geçirtecek kitaplar bulduk.Kendisini fantastik edebiyata adamış olduğundan bulduğumuz birinci basımTolkien ve Rowling kitaplarının hard cover versionları gözlerini yuvalarından fırlattı çünkü kitaplar hem kullanılmamış tazelikte hem de ucuzdu.
Bense çok önemli bir karar aldım burada bilmiyorum nereye kadar gider ama gitmesi şart.Elimdeki Murathan Mungan'ın "Yedi kapılı kırk oda"sı bittikten sonra türkçe kitap okumaya uzunca bir süre ara verip ingilizcemi geliştirebilmek için hep ingilizce kitap okuyacağım.Bu kararıma destek olmak amacıyla sevgilim hemen bana kitap seçtirdi.Tabi ingilizcem süper olmadığı için daha çok çocuk kitaplarıyla başlayacağım bu işe.Gerçi seçtiğim kitaplardan ikisi ne kadar çocuk kitabı gibi dursa da okumaya başladığım "Where the mountain meets the moon" gayet mistik havası olan bir kitap.Yazarı Grace LİN.
İkinci kitabım ise tam bir çocuk kitabı "Little House on the Prairie" emin olmamakla beraber eskilerde izlenen küçük ev dizisinin kitabı sanırım.
Üçüncü kitabım ise siz bloggerlardan tanıdığım ama daha önce hiç okumadığım Isabel Allende'nin "The house of the sprits" yani Ruhlar Evi filmi de varmış.Artık bakalım ne zaman okurum.
Bu arada kitapçıda en çok dikkatimi çeken şey saat gece 11 olmasına rağmen içerinin gayet dolu olmasıydı.Adamlar okuyor azizim:))Sevgiler...
26 Temmuz 2012
ve Nagoya!
Yeşilköy havalimanında Osaka'ya gideceğim uçağın gelişini bekliyorum.Sevgilime kavuşmak için. Ailemi geride bırakırken çok hüzünlendim.Ayrılıklara kinlendim bir kez daha.Tek tesellim beni orada heyecanla bekleyen sevgilim.Tek başına mc donaldstan hamburger alamayan ben şimdi dünyanın öbür ucuna uçuyorum..
Şimdi de uçağın içindeyim daha kalkmadı.Umarım yanımdaki kadın gelmez.Uçaklarda böyle bir ihtimal var mıdır derken bir kadın yaklaşıyor.Ohh no diyorum!
Kadın değil.Yanıma bir erkek geldi.Check -in yapan kadın kadın inş yanınıza yakışıklı bir erkek oturur demişti.Ama ben nişanlımı görmeye gidiyorum dedim gülerek:)E. da horozlanarak ben de görümcesiyim dedi :)))Kadın mahcup oldu ama epey güldük:)) O zaman bi bakayım umarım kadındır dedi yanınızdaki çok merak ettim dedi ve yanıma kadın oturacağını söyledi.Ama yanıldı.Genç bir çocuk oturdu ilerleyen saatlerde bana abla diye hitap eden:)Saat kaç bilmiyorum herhalde uçağın kalkmasına 10 dakika falan var...
11 saatlik yolculuk bitmek üzere inişe geçiyoruz.Sevgilime kavuşacağım YUPPİ!!!
Yolculuk bitti 2 saat pasaport kontrolünde bekledim.Pasaporttan geçerken hiç problem yaşamadım.Valizimi açtılar ama.Ben içeride beklerken Bay G. dışarıda delirmiş tabi
Kapıdan çıktığımda ilk sevgilimi gördüm.Müthiş duygulu bir andı...
(not defterimden direk aktardım)
Şimdi de uçağın içindeyim daha kalkmadı.Umarım yanımdaki kadın gelmez.Uçaklarda böyle bir ihtimal var mıdır derken bir kadın yaklaşıyor.Ohh no diyorum!
Kadın değil.Yanıma bir erkek geldi.Check -in yapan kadın kadın inş yanınıza yakışıklı bir erkek oturur demişti.Ama ben nişanlımı görmeye gidiyorum dedim gülerek:)E. da horozlanarak ben de görümcesiyim dedi :)))Kadın mahcup oldu ama epey güldük:)) O zaman bi bakayım umarım kadındır dedi yanınızdaki çok merak ettim dedi ve yanıma kadın oturacağını söyledi.Ama yanıldı.Genç bir çocuk oturdu ilerleyen saatlerde bana abla diye hitap eden:)Saat kaç bilmiyorum herhalde uçağın kalkmasına 10 dakika falan var...
11 saatlik yolculuk bitmek üzere inişe geçiyoruz.Sevgilime kavuşacağım YUPPİ!!!
Yolculuk bitti 2 saat pasaport kontrolünde bekledim.Pasaporttan geçerken hiç problem yaşamadım.Valizimi açtılar ama.Ben içeride beklerken Bay G. dışarıda delirmiş tabi
Kapıdan çıktığımda ilk sevgilimi gördüm.Müthiş duygulu bir andı...
(not defterimden direk aktardım)
24 Temmuz 2012
Canımdan çok sevdiğim kardeşime:)
Biri var ki hayatımda ben dünyaya geldikten 4 sene sonra peşimden gelmiş anlatması çok güç şimdi insan istiyor ki duygulu bir yazı yazsın kardeşim şöyledir böyledir desin.Yok diyemem biz öyle süper anlaşan kız kardeşlerden değiliz ki.Biz naparız işten eve gelir naber kardeş deriz iyidir deriz çekiliriz köşemize.Bol bol kıyafet kavgası ederiz ki dillere destan.Ama gel gör ki yaz gelsin kardeş halamın yanına yazlığa gitmek için yola çıkmaya hazırlansın.İşte o günü bizi alır bir hüzün...O sevgi anlatılmaz o koca kız sanki korumasız dünyanın tüm kötülüklerine karşı yalnız küçükken bile içimden dua ederdim allahım lütfen çok akıllı olsun kardeşim çok dayanıklı olsun kimse onu ezip üzemesin...O benim meleğim...Herşeyimizi hatta doğum günlerimizi bile paylaştığımız can yoldaşım .İnsanın böyle güzel böyle naif ve bir o kadar da güçlü bir kardeşinin olması herkese nasip olmaz bu güzelliğin ablası olduğum için çok şanslıyım.Dünyanın neresinde olursak olalım asla kaybetmeyeceğim öbür yarım seni çok seviyorummmm!!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








