10 Mayıs 2015

Japonya'da üçüncü mayısı yaşarken içimden geçenler

Blogumu özledim. İstanbul'u da. İstanbul'daki kitapçıları, Galata'da çay içmeyi.

Japonya ile ilişkim görücü usulü ile başlayıp aşka dönen evliliklere benziyor. Bir sebeple geldik hiç merakım yoktu, geldiğimde çok ağladım, zaman zaman çok isyan ettim şimdi ise çok özel bir bağım olduğuna inanıyorum.

Kendimi en çok dostlarıma, sevdiklerime anlatarak keşfediyorum, insanın en büyük zenginliği seni olduğun halinle seven yakınlarının olması. Onlarla olgunlaşıyorum, ben oluyorum. Etrafımdaki beni güçlendiren güçlü kadınlarımın varlığı beni inanılmaz gururlandırıyor. İnsan sevmeyi seviyorum. Sevmeyi çok seviyorum.

Okumayı çok seviyorum bu demek değil ki çok okuyorum hatta çok az okuyorum ama beni dünyasına alan yazarları çok kez okuyorum, açıp açıp okuyorum. Yazdıklarını hayatıma harmanlıyorum ve böylece benle yaşıyorlar, benden bir parça oluyorlar. Onlara minnetarım.

Korkularım prangalarımmış onlardan kurtuluyorum, hafifliyorum.

Güzel filmler izliyorum. 'The Way' filminden sonra alttaki satırlar geliyor içimden.

Nereye yürüdüğün önemli değil aslında belki de yalnız yürüdüğün her yol bir hac yolculuğudur.





14 yorum:

  1. Aa yeni yazı, keşke daha sık yazı görsek buralarda. :) Korkularla ilgili benzetmen çok doğru bu arada. Hafiflemek de tabii..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sağol, ben de özledim yazmayı...

      Sil
  2. Benim de kendimi keşfim böyle hiç bilmediğim hiç bir tanıdığım olmadığı bir yerde başlamıştı...şimdi geriye baktığımda hayatımın en önemli kilometre taşı sayıyorum o yılları...
    Yollar bizim Yerazness yeter ki sevdiklerimiz yanımızda olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hatırlıyorum o yılları , birbirinize süt kaynattığınız yıllar değil mi? Harika bir yazıydı.

      Sevdiklerimiz değil mi hayatı anlamlı kılan zaten. Çok şükür varlıklarına.

      Sil
  3. Teallam yareppim,senin gönderilerin bana düşmüyor meğersem blogger profilimle bağlanmamışım izlemeye alırken :(
    Az önce tesadüfen keşfettim bu durumu; zararın güzel bi' yerinden döndüm, kâr sayıyorum :)
    Japonya ile senin tabisi de özel bi' bağın var, sor bi' kere bakalım: Japonya Japonya olalı bu gadaaaan güzel bi' Anadolu kızı görmüş mü? :)))
    Kalbin atmaya başladıysa, gökyüzü senin için renk değiştirir olduysa ve çiçekler buram buram kokuyorsa; olmuş bu iş! :)
    Nerede olursan ol hep mutlu olmanı diliyorum.
    Sen bunu, mutlu olmayı fazlasıyla hak ediyorsun arkadaşım <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hep şımartıyorsun beni sonra aynaya bir bakıyorum, saçları tepeden toplamış gözlüklü kara bir kız:)
      Ne kadar güzel şeyler yazmışsın çok teşekkür ederim, beni mutlu ettiğinin bin katı mutlu ol e mi:)

      Sil
  4. Biz de seni özledik. Artık yazmayacaksın diye korktuk (m).Keşke biraz anlatsan oraları. Çok merak ediyorum günlük yaşamı, ayrıntıları, insanları.
    "insanın en büyük zenginliği kendini olduğu gibi seven yakınları olması." Doğru. Dosdoğru.
    Ve son cümle. Bir yere not almam lazım.
    Sevgiler Yeraz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar sevindim ki böyle düşünmene, teşekkür ederim:)
      Daha sık yazmayı istiyorum ben de. İş düzenine ancak altı ay sonra alışabildim galiba daha yeni vakit yaratabiliyorum.
      Sevgiler Küçük Joe:)

      Sil
  5. Ne kadar yalın bir ifadeyle yazmışsın. Yolculuğunu görmek çok güzel Neslihan'ım... Sevgiyle, Ezgi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanımda olduğun için teşekkürler Ezugim:)

      Sil
  6. Yeraz, küçücük yazının içine aslında ne kadar çok şey sığdırmışsın, ne güzel anlatmışsın içindekileri.. ben de kendimi buldum... hani demişsin ya, insanın en büyük zenginliği seni olduğun halinle seven yakınlarının olması.. bence de, kesinlikle:) inan, bir tane bile olsa yeter.. insan öyle bir dostun yanında o kadar rahat ediyor ki.. keşke herkesi olduğu haliyle ve değiştirmeye çalışmadan kabul edebilsek.. sevmek zorunda değiliz ama kabul edebilsek keşke:) Sevgilerimle Yerazcım.. lütfen daha sık yaz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü biz öyle hassas insanlarız ki yanlış anlaşılıp, kabul görememekten ölesiye korkuyoruz. O yüzden öyle şartsız şurtsuz dostlar ruhumuzu ferahlatıyor, içimizi boşaltıyor. Diğer insanlarla -yani konuşurken arka planda beynimin sürekli işlediği, konuşma sonrasında da acaba şöyle mi anladı böyle mi demek istedi vs.) yaşadığımız gerilim dostlarla ortadan kalkıyor. Tabi bu karşılıklı kime ne enerji verirsen o ekoyla geri dönüyor sana ve gerilim tırmanıyor. Aslında her şey yine bizde başlayıp bizde bitiyor. Ne veriyorsak onu alıyoruz. Kabullenmekse yine kendini kabullenmekle başlıyor. Yani bu dünyadaki en büyük sınav kendi 'ben'imiz ki bir türlü bitmiyor. Sağol Sibelcim iyiki yazdın seninle instagram sınırlaması olmadan konuşmak ayrı keyifli.

      Sil