Selam
Bu sene kitap acisindan verimsiz film acisindan ise oldukca verimli bir yil geciriyorum.Malum gelirken cok kitap getiremedim yanimda.Bahane degil tabi de neyse bu konuyu es gecerek iyi olan tarafa geciyorum;)
Film izleme olayimiza bir sistem getirdik esimle.Filmleri sirayla seciyoruz artik.Soyle ki film izlemeye baslamadan once bir yarim saat hangi filmi izleyecegimizi tartisip anlasmalar yapiyorduk .Cunku O daha populer diyebilcegimiz biraz da vurdulu kirdili biraz science fiction diye tabir edebilcegim filmleri seviyor.Aslinda kendi alaninda cok iyi filmler de benim tarzim degil diye dusundugum izleyince de begendigim filmler bunlar.Star Wars serisini izledik,Star Trek ,Matrix ve turevleri...
Izlemesem olmazmis gercekten begendim ama iste yine de kendimi buldugum filmler bunlar degil tabi...
Ben de yakaladigim ilk firsatta ona Ferzan Ozpetek ti Almodovar di... izletiyordum...
Simdi bir gun ben seciyorum bir gun O.Izleyince de bayiliyor:)Hele bu hafta iki guzel film sectim.
Biri Almodovar'in Volver i ki mutlaka ama mutlaka izlenmeli.Yine bir kadin filmi en sevdigimden.Penelope Cruz iyiydi ama favorim Carmen Maura . Bir de eminim izleyen herkes ayni seyi dusunmustur turklere turkiyeye cok benziyor kisiler,yerler ve yasanan talihsiz olaylar...
Bugun izledigimiz film ise Julie&Julia idi. Meryl Streep favori oyuncumdur zaten.Yine yakmis ortaligi.Gercek yasam hikayesinden filme aktarilmis.Julia Child ismini ilk kez duydum.Kendisi Amerikali esinin isi nedeniyle Paris te yasiyorlar bir sure sonra baska degisik ulkelerde de.Ama Paris te ascilik egitimi aliyor ve macerali bir surec geciriyor.Julia Child i Streep canlandiriyor ki filmden sonra youtube dan gercek Julia Child videosunu izleyince nasil guzel bir is cikardigini bir kez daha anladik.Bir de 30 yasina basmakta olan bir hanim kizimiz var zamaninda kitap yazmak istemis olmamis iste o da blog yazmaya karar veriyor.Julia nin tariflerini deniyor ve onlari aktariyor.Cok guzel bir filmdi cok begendikJulia nin yemek kitabini da indirdik hemen ve sectgimiz en basit tarifimi olan krep i pazar gunu yapmaya karar verdik.Karisimin 2 saat beklemesi gerekiyormus!!! Hazirlariz cikar bir kosariz oyle ayarlariz artik:)
Yazimi Bon Appetit diyerek bitiriyorum izleyenler anlayacaktir;)
25 Ekim 2013
Volver - Julie & Julia
Etiketler:
buika,
carmenmaura,
film,
juliachild,
juliajulia,
merylstreep,
volver
04 Ekim 2013
Bortone ve Polanski
Oncelikle gecen gun sevgili ladycellbiology nin tavsiyesi uzerine izledigim filmi herkese tavsiye ederim.Spoiler sayilmaz heralde cunku filmin konusunda bile yaziyor.Goren gozlerinin kendisinin neden oldugu bir kaza sonucu artik goremez hale gelmesi ve hayatinin tumden degismesini konu aliyor film.Aslinda acikli olur diye tereddutle yaklasmistim filme ama.Ama hic de bekledigim gibi olmadi.Aksine cok coskulu bir filmdi.Cok kez gulumsedim.Umut dolu bir film.Bir de okulda geciyor bayilirim okullu filmlere.Dedigim gibi mutlaka sevilecek bir film,izlenmeli.Ismini cismini suraya yaziyorum hemen:
Rosso come il cielo (Red like the sky)
Yonetmen:Cristiano Bortone
Bu arada film gercek hikayeye dayaniyor ve bol odullu...
Rosso come il cielo (Red like the sky)
Yonetmen:Cristiano Bortone
Bu arada film gercek hikayeye dayaniyor ve bol odullu...
ikinci olaraksa eskiden cnbc e de izledigim Gilmore Girls dizisine yeniden basladim.Icinde bol kitap,muzik ve film geciyor.Tabi elde defter izliyorum.Bolum bitince hemen playlist olusturuyordum.Cok sukur biri bunu daha once yapmis ben sadece playlistime ekliyorum.Neyse ilk bolumde de Rosemary's Baby filmi geciyordu Polanski'nin filmi.Bugun de oturdum onu izledim.Film baslayinca ilk on dakikasi tanidik geldi.Galiba daha once baslayip yarim birakmistim Nilufer de vardi cunku.Film cok eski cogu kisi izlemistir.Kult filmlerden.Psikolojik gerilim ve satanizmle ilgili.Filmden sonra Polanski'nin karisinin olmesi ve daha bir cok tuhaf olay var.Filmin basinda ve sonunda calan muzik daha dogrusu ninnimsi cok meshurmus megersem suraya onu da ekliyorum.Ve gidiyorum,sevgiler...
16 Eylül 2013
The Hours
Bu sabah cok erken uyandik.Sevgili konferansa gidecekti.Sabah yedide onu yolculadim.Uyaninca uyumak adetim degildir.Ben de ne zamandir izlemeyi istedigim bir film olan The Hours 'u izleyeyim dedim.Hava firtinali yagmurlu tam film havasi olmasinin yanisira tam da boyle bir filmin havasi.
Film 2002 yapimi cogu kisi izlemistir.Kadro ise yildizlar geciti.Merly Streep,Julianne Moore,Nicole Kidman,Ed Harris...Zaten filmde Virgina Woolf'u oynayan Kidman bu roluyle Oscar i kapmis.Yalan yok filmde oynadigini biliyorum ama film basladigi andan itibaren kapilip gitmisim sonra dank etti ki ya Virginia Kidman di ya diye.
Filmi anlatacak degilim.Ama bana yalniz olmadigimi hissettirdi,en depresif anlarimda bir deli olmadigimi ya da olsam bile benim gibi insanlar oldugunu hatirlatti.Yasamimi hatirlatti.An da kalmanin mutlulugunu.Ve kucucuk seylerin hayatimizda ne buyuk travmalara yol actigini.Belki de tum hayatimizi o travmaya ragmen yasamaya calistigimizi.Bazi kisilerin bazi seyleri buyuttugunu ama bunun elinde olmadigini.Tum mutsuzluklara ragmen farkinda olmanin derinligi.Ve bence filmin daha dogrusu Woolf'un -cunku bu film iki kitabin karisimi gibi Mrs.Dalloway ve M.Cunningham 'n Saatler kitabi- soyledigi soz :
"Insanlar boyledir iste.Birbirleri icin hayatta kalirlar."
Filmin muzikleri ise beni ilk dakikadan itibaren ele gecirdi.Zaten adam ilahmis.Philip Glass.Gec kesfedisimin vermis oldugu etkiyle uc saattir dinliyorum.Mutlaka dinlenmeli youtube a The Hours soundtrack yazin ve keyfini cikarin.
Ve filmde en sevdigim karenin fotosu da budur.Olu kusun yanina uzanan Virgina...
Film 2002 yapimi cogu kisi izlemistir.Kadro ise yildizlar geciti.Merly Streep,Julianne Moore,Nicole Kidman,Ed Harris...Zaten filmde Virgina Woolf'u oynayan Kidman bu roluyle Oscar i kapmis.Yalan yok filmde oynadigini biliyorum ama film basladigi andan itibaren kapilip gitmisim sonra dank etti ki ya Virginia Kidman di ya diye.
Filmi anlatacak degilim.Ama bana yalniz olmadigimi hissettirdi,en depresif anlarimda bir deli olmadigimi ya da olsam bile benim gibi insanlar oldugunu hatirlatti.Yasamimi hatirlatti.An da kalmanin mutlulugunu.Ve kucucuk seylerin hayatimizda ne buyuk travmalara yol actigini.Belki de tum hayatimizi o travmaya ragmen yasamaya calistigimizi.Bazi kisilerin bazi seyleri buyuttugunu ama bunun elinde olmadigini.Tum mutsuzluklara ragmen farkinda olmanin derinligi.Ve bence filmin daha dogrusu Woolf'un -cunku bu film iki kitabin karisimi gibi Mrs.Dalloway ve M.Cunningham 'n Saatler kitabi- soyledigi soz :
"Insanlar boyledir iste.Birbirleri icin hayatta kalirlar."
Filmin muzikleri ise beni ilk dakikadan itibaren ele gecirdi.Zaten adam ilahmis.Philip Glass.Gec kesfedisimin vermis oldugu etkiyle uc saattir dinliyorum.Mutlaka dinlenmeli youtube a The Hours soundtrack yazin ve keyfini cikarin.
Ve filmde en sevdigim karenin fotosu da budur.Olu kusun yanina uzanan Virgina...
***bir de baska bir bilgisayardan yaziyorum turkce karakter yok.sinir oldum.
05 Eylül 2013
Narsisizm İlleti
Eskiden yaz bitti diye üzülür hiç sevmezdim eylülü hatta ağustos sonunu dahi.Ama sanırım yazlıkta değilsen yaz pek de güzel olmuyormuş.Doğum günümden sebep temmuz sevgim hiç değişmese de artık ikinci sıraya eylülü alabilirim.Bir de japonca kursumun da başlayacak olması buna sebep olmuş olabilir.Japonyada sekiz ayımı bitirmişken sekiz kitap ancak okuyabilmiş olmanın vermiş olduğu hüzünle son okuduğum kitaptan bahsetmek istiyorum.Bu kitabı İstanbul'dayken almıştım ama okumamıştım.Annemden rica ettim koliye koydu gönderdi,sağolsun.
Kitabın tam adı
Asrın Vebası: Narsisizm İlleti
"Ben Nesli" diye bir kitap vardı onun yazarı ve başka bir yazar daha ortaklaşa yazmışlar.Kitap onyedi bölümden oluşuyor.Narsisizmin tanısı,sebepleri,yayılması ve tedavisi gibi bölümler bunlar.Aslında daha çok Amerika'daki araştırmalara göre yazılmış ama ülkemize de büyük ölçüde uyuyor.Zira küçük Amerika yolunda büyük özentilerimiz var.Bu kitapta insan büyük ölçüde kendini sorgulayabiliyor.Hatta sarsılabiliyorsun farkında olmadan yaptığımız davranışlar aslında biraz narsisizm içerebiliyor.Ben kendi adıma çok dersler çıkarmış olmayı umuyorum.Altını çizdiğim çok yer var ama özellikle tüketim ve çocuk yetiştirme konularında.
#Yakın ilişkiler egoyu kontrol altında tutar.
#Kendini keşfetmenin iç gözlem,disiplin ve bazen de derin huzursuzluğu kapsayan kimi yolları da zordur.Kendini keşfetme,kenini ifade etmeye benzer gibi görünür-örneğin ,her ikisi de bireyselliği vurgular.Bununla birlikte kendini ifade etmek çok daha kolaydır.Tek yapmanız gereken kendinizden söz etmek ,dikkati kendinize çekmek ve zaman zaman da kendi reklamınızı yapmaktır.(Kitap bu durumu onaylamıyor:)
####Çocuklara davranışlar konusunda
1.Hayır deyin ve kararlı olun
2.Çocuğunuza çok fazla yetki vermeyin
3.Küçük bir çocuğa,"...ister misin?" sorusunu idareli kullanın
Seçim yapmaktan keyif alıyor ama bedelini ödemeleri gerekmiyorsa,istedikleri her şeyde hak iddia eden bir tutum geliştirebilirler.
4.Çocuğunuza rekabet ve kazanmakla ilgili nasıl mesajlar verdiğinizi dikkatle gözden geçirin.
5.Çocuğunuza ne kadar harika olduğunu ilan eden bir şey almadan önce iki kere düşünün.
Anladım ki bu post epey uzayacak:)Kitaptaki istatiksi bilgiler ve aşırı örneklemeler dışında kitap gayet akıcıydı.Öğrenecek ya da hatırlanacak çok şey var,bence okunmalı.Sevgiler...
Kitabın Orjinal Adı: The Narcissism Epidemic
Yazarı: Jean M. Twenge & W. Keith Campbell
Yayınevi: Kaknüs Yayınları
İlk basım 2010 bende de ikk basım
İngilizce aslından çeviren: Özlem Korkmaz
420 sayfa
19 Ağustos 2013
Burası tekin değil
Bu kitap bana Berrakcığımın yolladığı paketten çıktı.Ben yazarın varlığından bile habersizken yazarımız çoktan Sait Faik Hikaye Armağanı'nı kapmış bile.Yalnız bu kitabıyla değil de " Bazen Hayat" kitabıyla almış ödülünü.Şu anda iki kitabı var zaten.
Kitap nasıldı dersek.Dili çok güzeldi,hiç zorlamıyor,akıyor.Konular da güzel hayatın içinden bize değen şeyler.Asla bir ajitasyon olmadan tüm olağanlığıyla aktarılmış ve bu yüzden güzel.
İçinde yirmiyedi kısacık öykü var.Tam Sait Faik ölçülerinde.He ama ikinci kitabını okur muydum bilmiyorum ödül aldığı için merakımdan belki.Yine tanışmış olmaktan mutluyum.
Kitabın adı: Burası tekin değil
Yazarı:Sine Ergün
Yayınevi: Can
İlk basım tarihi:Yitik Ülke Yayınları 2010
Bende ki de ikk basım Can Yayınları
85 Sayfa
14 Ağustos 2013
Kapıyı çalan kim
Ama benim gibi uzaklardaysanız.Dostlarınızın hayatlarını uzaktan izlersiniz.Teknoloji sayesinde uzaklar yakın olsa da anlatılan olaylar demlenince öğrenirsiniz.Saçları uzar belki kahkül kestirirler belki boyarlar.İnternetten görürsünüz.Birileriyle tanışırlar,çocukları olur hep uzaktasınızdır.
Ama birden kapı çalar.Eşinizle öğle yemeği yiyorsunuzdur.Bir paket gelir ismi görmeye hacet kalmadan yazısından tanınır dostun eli.
İçindense umut,sevgi,aşk,dostluk,destek ve sayamadığım ama mutluluktan ağlatan duygular çıkar.
İçindeki her bir eşya binbir incelikle donanmıştır.Okunan her bir cümlede kilometreler kısalır kısalır.Bir bakmışsın yanyanasındır.Hafif serin bir eylül akşamında-ki bu onun ayıdır- göz kırpan yıldızların altında sohbet etmektesin.O sana muhteşem kara gözleri ile olanı biteni heyecan içinde anlatmaktadır.Bulut bulut parmaklarına bakarsın.Sonra baykuş dövmesine bakarsın.İçinden bu kız tam bir romantik dersin bu çağa çok fazla.
Sonra geçmişe gidersin on sene öncesine umutsuz gençlik günlerine.Sınavlarla karartılan kalplere.Buna rağmen umutla atan kalpleri ile yokuş aşağı inen iki esmer kıza gider gözler.Kulağın teki onda teki Candan da.O dönemler hayatımın fon şarkısı Gamsız Hayat. Kaset kapağının mis kokusu hala burnumda.Ergenlikte kalbimizde dert büyüteci oluyor heralde bir hüzün bir hüzün.Kahkahadan çok hüznü paylaştıklarımız daha derinlerde hep sanki.
Sonra hüzünler yerini yeni heyecanlara bırakıyor.Okullar,aşklar değişen yaşamlar.İşte bir gün bir bakıyorsun kapını çalan o değil artık kendinsin.Ondaki sen gelmiş.Ne vermişsen onu veya daha fazlasını almışsın.Elime ulaştığını söylediğimde "galiba hep kendi sevdiklerim koymuşum" dedi.
Bilmiyordu ki uzun zamandır sevdikleri,sevdiklerimdi.Teşekkür çok hafif ama yine de çok sağol dostum!
Bu yazıyı yazmama sebep sensin.Ama sen de biliyorsun senle beraber ailem haline gelen tüm dostlarıma teşekkürler.Beni hiç yalnız bırakmadığınız için.
##Yazıda hiç bir bütünlük olmadığını hissediyorum:)Bir daha okuyup herhangi birşeyi değiştirmek niyetinde de değilim ama.Tüm içtenliğime söylüyorum dostlarınızın kıymetini bilin.Sevgiler....
06 Ağustos 2013
Kendine ait bir oda
Bu kitabı sanırım iki sene önce almıştım.Geçen gün bazı kitaplarımı annemden istedim.Woolf da elbette seçilmişler arasındaydı.
Aslında Woolf okumaktan her zaman korkmuşumdur.Bir kaç kez başlayıp yarım bırakmıştım hem bunu hem de Mrs.Dalloway'i.Ama bu sefer çok iyi gitti.Bu kitapta neyi anlatıyordu?
Bu kitap tarih boyunca kadınların neden erkekler kadar kalıcı ve dahiyane eserler bırakamadıklarını sorguluyor.Ve bunu şu yöntemle yapıyor: Shakespeare'in kız kardeşi de aynı yetenekte olsaydı çevresel şartları onun bu yeteneğini ortaya çıkarmasına izin verir miydi?" sorusunu sorarak.
İlk baskısı 1929 yılında yapılmış bir kitabın değindiği kadın sorunlarıyla 2013 senesinde ülkemizde ve dünyada kadının hala erkekle eşit düzeye gelememesi gibi bir çok olumsuz durumun var olması oldukça üzücü.
Okurken kendinizi,yaşamınızı oldukça fazla sorguluyorsunuz.Zaten kartlara basılmış meşhur sözünü de bu kitapta söylüyor.
"Para kazanın
Kendinize ait ayrı bir oda ve
Boş zaman yaratın."
Özellikle yazar,şair olmak isteyen kişilerin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.Ama sırf bilinçli bir kadın olabilmek için de mutlaka okunması gerek.Çok doğru tespitler var tabiki de Woolf bir deha.
En sevdiğim satırsa aşağıda:
"Kadınlar yüzyıllardır, erkek görüntüsünü gerçek boyutlarının iki katında gösterebilen enfes bir güce sahip büyülü birer ayna görevini yerine getirmişlerdi."
Sarı sıcak bir günden sevgiler...
Kitabın adı: Kendine Ait Bir Oda
Yazarı: Virginia Woolf
Yayınevi: İletişim
İlk basım tarihi: 1929 The Estate of Virginia Woolf Onk Ajans Ltd.
Bende ki İletişim Yayınları 12. Baskı
Etiketler:
2013okuduklarım,
kendineaitbiroda,
kitap,
virginiawoolf,
woolf
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





