05 Nisan 2013

Higashiyama Park

Bugünlerde japonca okulu tatilde.O yüzden genelde evdeyim.Ama iki gündür hava çok güzel.
Benim de hem marketten birşeyler almam gerekiyordu hem de çıkmasam bu güzel havaya haksızlık olur diye attım kendimi sokağa.Önce postahaneye gittim kart attım dönüş yolunda da küçük prensli fotomuzu çektim.
Sonra doğru Higashiyama Parkına gittim.Aslında buraya geldiğimden beri hep aklımda,etrafında yürüyüş yapıyorum ama içeri girmiyorum.Eşimle geliriz diye.Ama dün artık dayanamadım bir bilet aldım içeri girdim.İyi ki de girmişim harika vakit geçirdim.
Çok büyük bir park burası.Hem hayvanat bahçesi hem botanik bahçesi.
Valla türlü türlü canlı gördüm.Hepsi hayrete düşürdü beni.Ama üzüldüm de koca koca hayvanlar daracık yerlerde.



Ama beni en çok heyecanlandıran kesesinde yavrusuyla kanguru görmek oldu.




Bu güzel hayvanları geçince arkada gül bahçesi var klasik güller sanırım daha açmamıştı ama burada hayatımda ilk kez gördüğüm muhteşem güzellikte ağaçlar gördüm.Hele bir alan buldum kendime çılgın çocuk kalabalığından uzakta resmen cennetten bir köşe.Allahım dedim sırf şu ağaçların altına uzanayım diye bile beni buralara gönderdiysen teşekkür ederim sana.


Geri dönüş yolundaysa bir kez daha japon çocuklarının ne kadar şanslı olduğunu düşünerek parktan ayrıldım.

03 Nisan 2013

Damdan düşer gibi yazmak

Lolita yı bitirmekte çok zorlandım.Söylenecek çok şey var belki ama sadece şunu diyebilirim.
Nabokov okumak çok zevkli ama Lolita yı değil.

Buraya geldiğimden beri daha çok film izler oldum.Evdeki tv youtube a bağlanabiliyor ee ben de japon tv kanallarından birşey anlamadığım için genelde youtube a türk filmi diyip aratıyorum artık moduma göre ne denk gelirse izliyorum.Geçmişte zamansızlıktan ya da başka sebeplerden izleyemediğim filmleri bu vesileyle de görmüş oluyorum.

Mesela Okan Bayülgen in Kanalizasyon filmi tv karşısındaki tavrımıza süper bir eleştri,çok güzeldi.
Diğer bir film bunu tam olarak babaanne modunda izledim bir yandan dolma sarıp bir yandan filme bakaraktan İlk Aşk filmi hani Çetin Tekindor lu Vahide Gördüm lü.
İzleyim izlemeyeyim diye düşünürken kendimi içinde buluverdiğim Romantik Komedi filmi.
Sinem Kobal, Sedef Avcı filan oynuyor.Meğer dünyadan haberim yokmuş ikincisi çekilmiş.Ben çok beğendim çok eğlenceli bir film olmuş.İkinci henüz youtube da yok maalesef :(

Geçtiğimiz pazarda çıtayı yükseltip festivalli oscarlı bir film izledik:Sideways
Evlenmek üzere olan bir adamla boşanmış ama karısını unutamamış bir adam evlilik öncesi beş günlük arabayla seyahate çıkıyorlar.Bol diyaloglu sorgulamalı bir film ama en çok da şaraplı bir film.İzlerken eşimle durdurup not bile aldık buna bakalım bu şarabı soralım diye.Japonya da ucuz olan tek şey galiba içki.

Kitap konusuna gelince ise annemden Ece Temelkuran ın son kitabını istemiştim o da sağolsun gönderdi salçalarımla birlikte.Ne kitapsız ne salçasız.Çok şükür kitap çok güzel gidiyor o kadar yol katettiğine değiceğe benziyor benim açımdan.

Japonca kursunda ise ilk adım bitti.Hiragana ve Katakana yı öğrettiler 50 60 da kelime.Adımı ve nereli olduğunu söyleyebilme.Bir de sayılar ve saatler.Ama asıl birinci sınıf nisan 15 te başlıycak kısmetse çok mutluyum.

Bir de bu ay İstanbul dan misafirlerimiz geliyor.Mutluyuz mutlu:))

Daha pazartesi Serrose daha blog yazmıycam galiba dedim şimdi de tam dizi izlemeye oturcaktım birden yazasım geldi.Öpücükler sevgiler...

02 Mart 2013

Geçmiş iki yılın kitap ve film dökümü

Burada günler Sergül ile tanistigimdan beri cok daha iyi gidiyor bol aktiviteli bir haftayi geride biraktik.Ama ben bu yaziyi kendime not kalsin diye yazicam.Yanlarda nasil sekme yapildigini bilmedigim icin 2011 ve 2012 de okudugum kitaplari bu yazida bir araya getirip onlari ordan kaldiricam ve nihayet yeni senenin ucuncu ayinda 2013 okuduklarım izlediklerime yer vereceğim. Buradan başka bir yere not almadım çünkü onları:)

Şimdi gelelim

    2011 okuduklarım


Mihail Şolohov : Durgun Don
Seray Şahiner : Hanımların dikkatine
Ayşe Kulin : Veda
Aykut Oğut : Evrenden torpilim var


2011 de izlediklerim


Limitless
Gişe memuru
Aşk ve Devrim
Gelecek uzun sürer
Hanna
Dedemin insanları
Entelköy Efeköy'e karşı
Immortals
Paranormal Activity 3
Dark blue almost black
Cinema Paradiso
Behzat Ç.
Furry vengeance(Tüylü Bela)
Midnight in Paris
Cafe de flore
Bir zamanlar Anadoluda
Norwegian Wood
La Seperation
Paris'te son tango
Çoğunluk
Yazgı
My life without me
Desperado
Harry Potter and the deathly hallows
Caramel
İncir reçeli
Hangover 2
Little miss sunshine


2012 OKUDUKLARIM

  • Murathan Mungan:Yedi kapılı kırk oda
  • Agatha Christie:On küçük zenci
  • Amin Maalouf: Doğunun Limanları
  • Sibel Oral:Zayi
  • Murathan Mungan: Şairin Romanı
  • Murathan Mungan:Çador
  • Yekta Kopan:Bir de baktım yoksun
  • Ece Temelkuran: Ağrı'nın Derinliği
  • Barış Bıçakçı:Bizim büyük çaresizliğimiz
  • Peyami Safa:Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
  • Tezer Özlü:Kalanlar
  • Göğü Delen Adam
  • Peyami Safa:Yalnızız
  • Salinger:Çavdar Tarlasında Çocuklar
  • Yıldız Silier:Oburluk Çağı
  • Sema Kaygusuz:Karaduygun
  • Ahmet Ümit:Bir ses böler geceyi
  • Yeraltından Notlar
  • Elif Şafak:Araf
  • Madam Bovary
  • Ahmed Hilmi:Amak-ı Hayal
  • Hakan Günday:Piç
  • Nihat Behram:Ser verip sır vermeyen bir yiğit
  • Darwin ve Evrimin bilimi
  • Nazlı Eray:Uyku İstasyonu
  • Suç ve Ceza

2012 DE IZLEDIKLERIM

  • Pais-Manhattan
  • A Seperation
  • Before Sunrise
  • Before Sunset
  • Arthur
  • Bizim büyük çaresizliğimiz
  • Nar
  • Coco Chanel
  • Yeraltı
  • Amelie
  • Denizden gelen
  • Azraili Beklerken
  • Cıngan(çingene)
  • Çınar Ağacı
  • Karanlıkta Kalanlar
  • Akasyalar
  • Dipnot
  • Devrimden Sonra
  • Hugo Cabret
  • The Artist
  • Dersim'in kayıp kızları
  • Zenne
  • Aşk tesadüfleri sever
  • Press
  • Vay arkadaş
  • Bahoz



26 Şubat 2013

Güzel şeylerin başlangıcı

Dün herhalde Japonya da ki hayatımın en güzel günüydü...
Geçen hafta Serrose 'un blogundan duyduğum Japonca Okuluna yazılmıştım.
Dün de okulun ilk günüydü.Önceden Serrose a da mail attım ben gelicem tanışalım mı diye,onunla da tanışacaktım.
Pazartesi öğlen düştüm yollara bizim evden kurs yedi metro durağı aslında 20 dakika falan sürüyor biliyorum ama biz de aile geleneğidir bir işi erkenden yapmak piknik için bile saat 7 de hazırola geçmiş bir aileyiz:)
O yüzden kursun başlamasına yarım saat kala ordaydım.Tabi ki en ürkek halimle geçtim sınıfıma oturdum hoca adımı sordu sana nasıl hitap edelim dedi ve Nesuri gibi bişey çıktı oraya Japonlar l harfini söyleyemiyor pek.


Serrose 12.30 13.30 arası gönüllü Japon hanımların pratik yapma fırsatı tanımak için çay saati yaptıklarını söylemişti O da orda olucaktı.Kulağıma bir sesler geliyor ama çekiiyorum da şimdi tek kelime bilmiyorum kadınlar birşey söylerse diye şöyle parmak uçlarımda yürüdüm geri döndüm hemencecik sınıfıma.Bu arada sınıfa da diğer öğrenciler gelmişti ilk gelen Endonezyalı bir kadındı Japonca konuşuyormuş ama yazmayı öğrenmeye gelmiş eşi Japonmuş.
Sonra Amerikalı bir amca geldi.O sırada Serrose gelip ben buldu:)Gönüllülerin yanına gittik tabi herkes birşeyler soruyor Serrose da tercüme etti rahattım o yüzden çay ikram ettiler falan değişik güzel bir deneyimdi.Çıkışta buluşmak için sözleştik,ders başladı.Başlayınca da Peru lu bir kız geldi ve toplamda dört kişi oldukAynen ilkokul öğrencisi gibi resimlerle,hece tabloları,çizgi çalışması gibi harf çizimleri ile dopdolu muhteşem iki saat geçirdim.

Sonra Serrrose benden bir saat sonra çıkıcaktı onu bekledim.Çıkınca acıkmıştık çok güzel bir yere yemeğe gittik gerisinde olay koptu zaten konuş konuş harika vakit geçirdik yani en azından kendi adıma geçirdim diyeyim:))
Sonra da onun meşhur mağazası Loft a gidip kendimizi kaybettik...
Kendimi uzağında uzağı bir yerde değil de sanki Kadıköy,Beyoğlu nda gibi hissettim bunun mutluluğunu anlatabilmem imkansız sanırım.Aynı zevkleri paylaştığım çok sıcak bir insanla zamanın nasıl geçtiğini anlamadım bile.Eve dönerken keyiften dört köşeydim bir de üstüne eve geldiğimden İstanbul dan dostumun göndermiş olduğu mektubu da görünce dedim bugünü bayram ilan ediyorum:)
İşte dün böyle güzel bir gündü...

15 Şubat 2013

DEFTERLERİM

Gezip gördüğüm yerleri taze taze yazmazsam hem unutuyorum hem üşeniyorum.Buna bir de blog yazmadığım zaman diliminde edindiğim defterler tutma alışkanlığım sebep oldu sanırım.
Çok güzel defterlerim oldu.Bunlardan bir tanesi sevgili Baykuş Gözüyle 'nin hediye ettiği defter ki ona izlediğim filmlerin konularını oyuncularını ve yönetmeninin filmografisini yazıyorum.Daha çok az doldu ama yavaş yavaş ilerleme gösteriyorum.İlk sayfasını da boş bıraktım.Tifanny de kahvaltı yı izleyince yazmak için.

İkinci defterim canım dostum Nilu'nun ben buraya gelmeden bana hazırladığı kırtasiye çeyizimden bir parça:) Ona da gezilerimi yazıyorum,biletleri,reklamları,faturaları kısaca gördüğüm yerleri hatırlatacak ne varsa.






























Yine Nilu'nun hediyesi olan ya da daha doğru bir söyleyişle hediye ettirilmiş olan bir defter:)
Çünkü ne zaman ona gitsem bu defteri elime alır ya bu defter çok güzel ya sen bunu nerden almıştın gibi cümlelerle onu taciz ettim:))Ve beni uzaklara göndericek olmanın da etkisiyle bu defterin sahibesi oldum:)))Ve onu "en değerli anlar" defteri yapıp ilk maddesine de bu defteri Nilü den aldığım an diye yazdım:)

Bu arada bu bildiğin defterler yazısı oldu Baykuşumun vardı böyle bir yazısı,çok güzeldi.Madem başladım devam ediyorum o halde.

Bir başka defter de bu beyaz defter.Bunu Beşiktaş Kabalcı dan almıştım.Pakette olmadığı için biraz kirliydi çok az bi indirim koparmıştım:)Bunu da 2013 günlüğü yaparım demiştim ama aman aman da yazmadım maalesef.

Bunu da dergi vermişti internetten,kitaplardan oradan buradan duyduğum kavramları,olayları kısaca not aldığım benim mini ansiklopedim:)

Bunu da 6 Ocak ta buraya gelirken ağlak gözlerle kapanmak üzere olan D&R dan uçakta kafamı dağıtsın diye aldığım Ekin Atalar ın kitabı ve sanırım Elele dergisinin hediyesiydi.Bu ajandaya kısaca o gün ne yaptığımı yazıyorum.Geçen sene de cnbc e dergisinin verdiği ama bana yine Nilünun aldığı-farkediyorum ki baya nemalanmışım nilu den- ajandayı bu şekilde kullanmıştım doldukça çok güzel oluyor:)

Ve son olarak buradaki harcamalarımızı yazdığımız hesap defterimiz bunu da ben tutuyorum:)

Bu da böyle bir defter yazısı oldu böylelikle ilerde kaybolurlarsa anısı kalır hiç değilse

Not : Bu yazıyı dün 14 şubat öğleni yazmıştım dün akşam sevgiliden tam üç tane defter hediyesi geldi:) Çağırdım galiba bu yazıyı yazarak:)Bakalım onlar nelerle dolucak.Sevgiler efendim:)















04 Şubat 2013

Yeniden Merhaba

Bu kadar uzun süredir yazı masasına oturamayışım elbette öylesine değildi.
Hayatımda öyle büyük değişikler oldu ki hepsi beklediğim şeylerdi.Nasıl ki bir anne de çocuğunu sevgiyle sabırla bekler ama doğum yine de sancılı olur benimki de öyleydi işte.
Kına,nikah,düğün ve balayı her şey tahminlerimin çok ötesinde güzeldi.
Şimdi bir aydır Japonya' dayım.Bakalım bundan sonra neler olacak,buraya not düşmek istiyorum bundan sonrasını:)

Dün burada shinto inancına göre bahar bayramıydı.Çok güzel bir geçit töreni yapıldı.
Oradan bir fotoyla bitiriyorum postumu.Sevgilerimle...

17 Ağustos 2012

Bayram öncesi raporu

Japonya'dan döneli iki hafta oluyor anlatırım sanıyordum ama ipin ucu çoktan kaçtı.Tabiki çok güzel geçti.En çok da Disneyland'ı sevdim,bayıldım.Oraya giden bir çocuğun hayal gücü kim bilir ne kadar genişliyordur.
 Ama ben galiba yine kendimi tekrarlayip okuduklarımı yazacağım.Unutmaktan ölesiye korktuğum için bir de temmuz ayından itibaren okumam oldukça verimsizleştiği için.Japonya'ya giderken Zehra'nın aldığı "Yedi kapılı kırk oda" kitabı vardı yanımda her yere taşıdım onu.Ve ancak iki gün önce bitirebildim.Bu kitabında Mungan bilinen hikayelere ,efsanelere farklı yorumlar getirmiş.Mesela bir bölümün adı "Hamlet ile Hitler".Bunu okuyorum okuyorum bir yere varamıyorum hemen koştum D&R'a kaptım Shakespeare'in Hamlet'ini bir tutturmuşuz To be or not to be .Ben bazı eserleri okumaktan tırsarım o u okumak için yeterli olgunluğa erişmemiş olduğumu düşünürüm.Ama Hamlet'i elimden bırakamadım.Zaten olayı bol olan nadir eserlerdenmiş.Diğer yayınlar nasıldır bilmem ama Remzi Kitabevi nin gayet özenle hazırlanmış bir  çevirisiydi okuduğum.Bülent Bozkurt çevirisi önsöz de çok faydalıydı.Şimdi dört gözle bekliyorum Hamlet Oyununu Kemal Başar, Müşfik Kenter'in anısına sahneleyecek:((
Mungan yine yaptı yapacağını ufkumu yine açtı.Bu arada  ingilizce kitap okuyacağım sözümü biraz gevşettim ayda bir mutlaka ingilizce kitap okuyacağıma indirgedim.Ne kitapsız ne kedisiz:)
Dün de baktım kitaplığıma şöyle bir kitap olsa elimden bırakmadan okusam.Osho'nun Sır kitabi geldi elime ve gerçekten tam aradığım şeymiş.Hani biz hep şikayet ediyoruz ya evde bir sürü kitap var yine de alıyouz diye.Aslında o anki ruh halimizin o tarz bir şeye ihtiyaci oluyor ve zamani gelince de o ihtiyaç bu kitaplardan karşılanmış oluyor.Değişik biri bu Osho ama söyledikleri akla mantığa çok uygun.En önemlisi de şu anda bana iyi geldi.
Bu akşam daha doğrusu cumartesi sabahı Balıkesir'e doğru yola çıkıyoruz halamin yazliğina.Gitmeyi istemiyorum ama başka çare de yok gibi en azından doğanın tadını çıkarırim.Kaz Dağları bir tarafta deniz bir tarafta.Şimdiden iyi bayramlar ya da iyi tatiller:)