Ve hiç düşünmek istemesem de annemin dönüşünü,o dönerken okuduğum kitaplarımı da göndereceğim.Yılbaşında Tr'ye giderken okuduklarımı götürmüştüm.Yenileri ile dönmüştüm.Şimdi yine bir kısmı birikti onları yolcu edeceğim.Umarım bir gün tüm kitaplarımın elimin altında olacağı bir hayatım olur.O yüzden kısa bir döküm yapacağım sene başından beri okuduğum kitapları burada ki özlediğimde şuradan bir nebze olsa gidereyim hasretimi.İşte başlıyoruz.
1.Kitap Sergio Pitol :Evlilik
Bu kitabı Beyoğlu YKY'de başka bir kitabı alırken kasada görüp rastgele almıştım.Evli bir kadının hezeyanlarını anlatıyor biraz Madam Bovary'nin özeti gibi.Hiç beğenmedim:)
2.Dan Brown : Da Vinci'nin Şifresi
Bunu da eşimin çok yoğun ısrarı üzerine Robinson Kitabevinden almıştım o kadar çok övdü ki.Benle aynı anda ikinci kere okudu o da.Çok beğendim,elimden bırakamadım.Kısaca sembol uzmanı bir profesörün hristiyan dünyasında gizli kalmış tarikatlar ve kayıp semboller arasındaki bağlantıları bulmasının heyecanlı hikayesi.
3.Boris Vian: Günlerin Köpüğü
Bunu da Remzi Kitabevi'nde aldım bir bana biri kuzen Alin'e.Çok beğenilen bir kitap olduğu için kendimden emin bir şekilde:) Meğerse çok farklı bir kitapmış.Aşırı metaforik öğelerle dolu.Diyebilirim ki direk yoldan anlatılan hiç bir şey yok neredeyse.Sisteme eleştri getiriyor ama açık yollardan değil.Benim tarzım değildi.Ama farklı bir pencere açtığı için iyi ki okudum diyebilirim.
4.Emile Ajar: Onca Yoksulluk Varken
İşte bu kitaba bayıldım!Bunu dostum Nilüfer hediye etmişti bana çok sevdiğini söyleyerek.Kitap bir hayat kadının çocuğu tarafından anlatıyor.Çocuk gözüyle anlatılan kitapları zaten çok severim.Kitap için ne diyebilirim bilmiyorum.O yüzden kitaptan bir kaç cümle aktaracağım buraya:
**Hiçbir zaman anlamadım, neden yasaktır vesikalı orospuların çocuklarını büyütmeleri, ötekiler hiç çekinmiyor.
**Yaşam dediğin sürekli bir paniktir.
**Dünyalı değildi bu namussuz, dört yaşına basmıştı ve hala hoşnuttu.
**İnsanların hüznü her zaman, en çok gözlerinin içindedir.
**İnsanların kendi söylediklerine inanmayı başardıklarını sık sık fark ettim, yaşamak için gereksinirler buna.
**Dışarıdan, kıçınıza tekmeler inince kaçabilirsiniz.Ama böyle bir şey içeriden geldi mi kaçmak olanaksızdır.Böyle bir şeye yakalandım mı gitmek, bir daha hiç bir zaman hiç bir yere dönmemek isterim.
**Karabasanlar düşlerin yaşlanmasıdır.
PS: Bu kitabı göndermemeye karar verdim :)))) Çünkü neredeyse beş sayfada bir altını çizmişim satırların:)
5.Jose Saramago : Körlük
Bu kitabı Ortaköy Sahaflardan almıştım.Üniversitedeyken de sinemada izlemiştim kitabın filmini.Okurken de yer yer aklıma geldi ama kitabı çok daha başka çok daha çarpıcı tabi.Distopik bir kitap.Salgın şeklinde herkesin kör olamasını anlatıyor.Kitap bana ahlaki değerlerin çöküşünün çarpıcılığından sonra fiziksel olarak temizliğin de ne kadar önemli bir ihtiyaç olduğunu hissettirdi.Sevgili Baykuş Gözüyle ile eş zamanlı okuduk bu kitabı,keyifliydi.Oradan da bir cümle aktarayım:
**Öyle umutlar var ki çılgınlıktan başka bir şey değil.
Ben de sana şunu söyleyeyim öyleyse,o tür umutlarım olmasaydı yaşamaktan çoktan vazgeçerdim.
Şimdilik beş kitapla bitireyim bu listeyi ikinci postta da geri kalanını yazarım.İyi pazarlar...
Not: Goodreads çok güzel gelsenize:)