19 Kasım 2013

All About Eve & My Mother

Ben bu aralar deli gibi Gilmore Girls izliyorum.Rory lisedeydi basladigimda simdi universiteli oldu biraz havalandi sanki ama durulur diye bekliyorum.Universitenin ilk aylari ben de kendimi Einstein sanmistim ki genel matematik ten 05 alincaya kadar bir de o zaman BBG programi vardi ki bu da 05 Neslihan diye allahtan uzun surmeyen bir lakaba neden olmustu:)))

Gilmore kizlarinin haftada bir film gecesi var.Ozellikle yabanci bloglarda listeler halinde var bu.Ben de ne zaman film izlemek istesem ordan birsey seciyorum ve simdiye kadar beni hic yaniltmadi.Bu filmlerin en sevdigim yani icinde eski filmleri de cokca barindiriyor olusu.Boylelikle benim daha once hic duymadigim ama klasik olmus filmlerden haberdar olabilmem.
Bette Davis

Pazar aksami yine o listeden "All About Eve" filmini izledim.Siyah beyaz 1950 yapimi olan filmin yonetmenligini Joseph L. Mankiewicz yapmis.Filmin efsane oyuncusu Bette Davis.Filmde cok unlu bir tiyatro sanatcisini canlandiriyor.Dort kisilik bir gruplari var.Kendisi,oyunun yonetmeni olan sevgilisi,oyunun yazari olan Lloyd ve onun karisi olan Karen.Guzel bir dostluklari var.Film Margo'nun (Bette D.) hayrani olan Eve'in onlarin hayatina girmesiyle basliyor.Filmin bir yerinde figuran diyebilecegimiz kucuk ama ironik bir rolde Marilyn Monroe da oynuyor ve guzelligiyle goz kamastiriyor.Konusu biraz yesilcam hikayelerini andiriyor.Unlu olma istegi ve bu ugurda goze alinanlar bakimindan.Cok begenerek izledigim bu filmin ardindan biraz okuyunca Pedro Almodovar'in All About My Mother filmini bu filmden esinlenerek cektigini okudum.Filminde Eve'e cokca gonderme yaptigini ogrenince zaten aklimda olan bir filmi hemen izleyeyim dedim.Hakikaten bu filmi izlemeden once izleseydim cogu gondermeyi anlamayacakmisim.Bir kere Almodovar'in filmi anne ogulun All About Eve'i izlemesi ile basliyor diyebiliriz.Konu daha farkli ama cok fazla benzerlik de tasiyor.Tabiki kadin ve kadin olmayi secmis erkeklerin filmi.Zaten Almodovar filmi

  •  bette davis, gena rowlands, rommy schneider...
  •  aktrisleri oynayan tüm aktrislere
  •  oyunculuk yapan tüm kadınlara
  •  oyunculukta kadın olan tüm erkeklere
  •  anne olmak isteyen herkese
  •  "anneme"

diye bitiriyor.
Iki film de cok guzeldi.Almodovar yine harika muzikler secmis.Bu paylastigim onlardan biri filmin goruntuleri yerine N.G.'in fotolarinin oldugu klibi paylasicam.Cunku cok begendim.Muzik ise Senegalli Ismael Lo tarafindan seslendiriliyor sozler ilgimi cekti ben askla hayatla ilgili bir sey sanirken arastirinca dinle muslumanlikla illgili oldugunu ogrendim."melek gelip sorucak orucunu tuttun mu,dua ettin mi" diyecek gibi sozleri var.Cok guzel bir muzik,tadini cikarin sevgiler...

25 Ekim 2013

Volver - Julie & Julia

Selam

Bu sene kitap acisindan verimsiz film acisindan ise oldukca verimli bir yil geciriyorum.Malum gelirken cok kitap getiremedim yanimda.Bahane degil tabi de neyse bu konuyu es gecerek iyi olan tarafa geciyorum;)

Film izleme olayimiza bir sistem getirdik esimle.Filmleri sirayla seciyoruz artik.Soyle ki film izlemeye baslamadan once bir yarim saat hangi filmi izleyecegimizi tartisip anlasmalar yapiyorduk .Cunku O daha populer diyebilcegimiz biraz da vurdulu kirdili biraz science fiction diye tabir edebilcegim filmleri seviyor.Aslinda kendi alaninda cok iyi filmler de benim tarzim degil diye dusundugum izleyince de begendigim filmler bunlar.Star Wars serisini izledik,Star Trek ,Matrix  ve turevleri...
Izlemesem olmazmis gercekten begendim ama iste yine de kendimi buldugum filmler bunlar degil tabi...

Ben de yakaladigim ilk firsatta ona Ferzan Ozpetek ti Almodovar di... izletiyordum...

Simdi bir gun ben seciyorum bir gun O.Izleyince de bayiliyor:)Hele bu hafta iki guzel film sectim.

Biri Almodovar'in Volver i ki mutlaka ama mutlaka izlenmeli.Yine bir kadin filmi en sevdigimden.Penelope Cruz iyiydi ama favorim Carmen Maura . Bir de eminim izleyen herkes ayni seyi dusunmustur turklere turkiyeye cok benziyor kisiler,yerler ve yasanan talihsiz olaylar...



Bugun izledigimiz film ise Julie&Julia idi. Meryl Streep favori oyuncumdur zaten.Yine yakmis ortaligi.Gercek yasam hikayesinden filme aktarilmis.Julia Child ismini ilk kez duydum.Kendisi Amerikali esinin isi nedeniyle Paris te yasiyorlar bir sure sonra baska degisik ulkelerde de.Ama Paris te ascilik egitimi aliyor ve macerali bir surec geciriyor.Julia Child i Streep canlandiriyor ki filmden sonra youtube dan gercek Julia Child videosunu izleyince nasil guzel bir is cikardigini bir kez daha anladik.Bir de 30 yasina basmakta olan bir hanim kizimiz var zamaninda kitap yazmak istemis olmamis iste o da blog yazmaya karar veriyor.Julia nin tariflerini deniyor ve onlari aktariyor.Cok guzel bir filmdi cok begendikJulia nin yemek  kitabini da indirdik hemen ve sectgimiz en basit tarifimi olan krep i pazar gunu yapmaya karar verdik.Karisimin 2 saat beklemesi gerekiyormus!!! Hazirlariz cikar bir kosariz oyle ayarlariz artik:)

Yazimi Bon Appetit diyerek bitiriyorum izleyenler anlayacaktir;)

04 Ekim 2013

Bortone ve Polanski

Oncelikle gecen gun sevgili ladycellbiology nin tavsiyesi uzerine izledigim filmi herkese tavsiye ederim.Spoiler sayilmaz heralde cunku filmin konusunda bile yaziyor.Goren gozlerinin kendisinin neden oldugu bir kaza sonucu artik goremez hale gelmesi ve hayatinin tumden degismesini konu aliyor film.Aslinda acikli olur diye tereddutle yaklasmistim filme ama.Ama hic de bekledigim gibi olmadi.Aksine cok coskulu bir filmdi.Cok kez gulumsedim.Umut dolu bir film.Bir de okulda geciyor bayilirim okullu filmlere.Dedigim gibi mutlaka sevilecek bir film,izlenmeli.Ismini cismini suraya yaziyorum hemen:

Rosso come il cielo (Red like the sky)
Yonetmen:Cristiano Bortone

Bu arada film gercek hikayeye dayaniyor ve bol odullu...




ikinci olaraksa eskiden cnbc e de izledigim Gilmore Girls dizisine yeniden basladim.Icinde bol kitap,muzik ve film geciyor.Tabi elde defter izliyorum.Bolum bitince hemen playlist olusturuyordum.Cok sukur biri bunu daha once yapmis ben sadece playlistime ekliyorum.Neyse ilk bolumde de Rosemary's Baby filmi geciyordu Polanski'nin filmi.Bugun de oturdum onu izledim.Film baslayinca ilk on dakikasi tanidik geldi.Galiba daha once baslayip yarim birakmistim Nilufer de vardi cunku.Film cok eski cogu kisi izlemistir.Kult filmlerden.Psikolojik gerilim ve satanizmle ilgili.Filmden sonra Polanski'nin  karisinin olmesi ve daha bir cok tuhaf olay var.Filmin basinda ve sonunda calan muzik daha dogrusu ninnimsi cok meshurmus megersem suraya onu da ekliyorum.Ve gidiyorum,sevgiler...


16 Eylül 2013

The Hours

Bu sabah cok erken uyandik.Sevgili konferansa gidecekti.Sabah yedide onu yolculadim.Uyaninca uyumak adetim degildir.Ben de ne zamandir izlemeyi istedigim bir film olan The Hours 'u izleyeyim dedim.Hava firtinali yagmurlu tam film havasi olmasinin yanisira tam da boyle bir filmin havasi.
Film 2002 yapimi cogu kisi izlemistir.Kadro ise yildizlar geciti.Merly Streep,Julianne Moore,Nicole Kidman,Ed Harris...Zaten filmde Virgina Woolf'u oynayan Kidman bu roluyle Oscar i kapmis.Yalan yok filmde oynadigini biliyorum ama film basladigi andan itibaren kapilip gitmisim sonra dank etti ki ya Virginia  Kidman di ya diye.
Filmi anlatacak degilim.Ama bana yalniz olmadigimi hissettirdi,en depresif anlarimda bir deli olmadigimi ya da olsam bile benim gibi insanlar oldugunu hatirlatti.Yasamimi hatirlatti.An da kalmanin mutlulugunu.Ve kucucuk seylerin hayatimizda ne buyuk travmalara yol actigini.Belki de tum hayatimizi o travmaya ragmen yasamaya calistigimizi.Bazi kisilerin bazi seyleri buyuttugunu ama bunun elinde olmadigini.Tum mutsuzluklara ragmen farkinda olmanin derinligi.Ve bence filmin daha dogrusu Woolf'un -cunku bu film  iki kitabin karisimi gibi Mrs.Dalloway ve M.Cunningham 'n Saatler kitabi- soyledigi soz :

                  "Insanlar boyledir iste.Birbirleri icin hayatta kalirlar."

Filmin muzikleri ise beni ilk dakikadan itibaren ele gecirdi.Zaten adam ilahmis.Philip Glass.Gec kesfedisimin vermis oldugu etkiyle uc saattir dinliyorum.Mutlaka dinlenmeli youtube a The Hours soundtrack yazin ve keyfini cikarin.

Ve filmde en sevdigim karenin fotosu da budur.Olu kusun yanina uzanan Virgina...





***bir de baska bir bilgisayardan yaziyorum turkce karakter yok.sinir oldum.

05 Eylül 2013

Narsisizm İlleti



                            
   



Bu güzel eylül gününden merhaba!

Eskiden yaz bitti diye üzülür hiç sevmezdim eylülü  hatta ağustos sonunu dahi.Ama sanırım yazlıkta değilsen yaz pek de güzel olmuyormuş.Doğum günümden sebep temmuz sevgim hiç değişmese de artık ikinci sıraya eylülü alabilirim.Bir de japonca kursumun da başlayacak olması buna sebep olmuş olabilir.Japonyada sekiz ayımı bitirmişken sekiz kitap ancak okuyabilmiş olmanın vermiş olduğu hüzünle son okuduğum kitaptan bahsetmek istiyorum.Bu kitabı İstanbul'dayken almıştım ama okumamıştım.Annemden rica ettim koliye koydu gönderdi,sağolsun.
Kitabın tam adı 
Asrın Vebası: Narsisizm İlleti 
"Ben Nesli" diye bir kitap vardı onun yazarı ve başka bir yazar daha ortaklaşa yazmışlar.Kitap onyedi bölümden oluşuyor.Narsisizmin tanısı,sebepleri,yayılması ve tedavisi gibi bölümler bunlar.Aslında daha çok Amerika'daki araştırmalara göre yazılmış ama ülkemize de büyük ölçüde uyuyor.Zira küçük Amerika yolunda büyük özentilerimiz var.Bu kitapta insan büyük ölçüde kendini sorgulayabiliyor.Hatta sarsılabiliyorsun farkında olmadan yaptığımız davranışlar aslında biraz narsisizm içerebiliyor.Ben kendi adıma çok dersler çıkarmış olmayı umuyorum.Altını çizdiğim çok yer var ama özellikle tüketim ve çocuk yetiştirme konularında.

#Yakın ilişkiler egoyu kontrol altında tutar.
#Kendini keşfetmenin iç gözlem,disiplin ve bazen de derin huzursuzluğu kapsayan kimi yolları da zordur.Kendini keşfetme,kenini ifade etmeye benzer gibi görünür-örneğin ,her ikisi de bireyselliği vurgular.Bununla birlikte kendini ifade etmek çok daha kolaydır.Tek yapmanız gereken kendinizden söz etmek ,dikkati kendinize çekmek ve zaman zaman da kendi reklamınızı yapmaktır.(Kitap bu durumu onaylamıyor:)
####Çocuklara davranışlar konusunda

1.Hayır deyin ve kararlı olun
2.Çocuğunuza çok fazla yetki vermeyin
3.Küçük bir çocuğa,"...ister misin?" sorusunu idareli kullanın
Seçim yapmaktan keyif alıyor ama bedelini ödemeleri gerekmiyorsa,istedikleri her şeyde hak iddia eden bir tutum geliştirebilirler.
4.Çocuğunuza rekabet ve kazanmakla ilgili nasıl mesajlar verdiğinizi dikkatle gözden geçirin.
5.Çocuğunuza ne kadar harika olduğunu ilan eden bir şey almadan önce iki kere düşünün.

Anladım ki bu post epey uzayacak:)Kitaptaki istatiksi bilgiler ve aşırı örneklemeler dışında kitap gayet akıcıydı.Öğrenecek ya da hatırlanacak çok şey var,bence okunmalı.Sevgiler...


Kitabın Orjinal Adı: The Narcissism Epidemic
Yazarı: Jean M. Twenge & W. Keith Campbell
Yayınevi: Kaknüs Yayınları
İlk basım 2010 bende de ikk basım
İngilizce aslından çeviren: Özlem Korkmaz
420 sayfa

19 Ağustos 2013

Burası tekin değil





                  


Bu kitap bana Berrakcığımın yolladığı paketten çıktı.Ben yazarın varlığından bile habersizken yazarımız çoktan Sait Faik Hikaye Armağanı'nı kapmış bile.Yalnız bu kitabıyla değil de " Bazen Hayat" kitabıyla almış ödülünü.Şu anda iki kitabı var zaten.
Kitap nasıldı dersek.Dili çok güzeldi,hiç zorlamıyor,akıyor.Konular da güzel hayatın içinden bize değen şeyler.Asla bir ajitasyon olmadan tüm olağanlığıyla aktarılmış ve bu yüzden güzel.
İçinde yirmiyedi kısacık öykü var.Tam Sait Faik ölçülerinde.He ama ikinci kitabını okur muydum bilmiyorum ödül aldığı için merakımdan belki.Yine tanışmış olmaktan mutluyum.

Kitabın adı: Burası tekin değil
Yazarı:Sine Ergün
Yayınevi: Can 
İlk basım tarihi:Yitik Ülke Yayınları 2010
Bende ki de ikk basım Can Yayınları
85 Sayfa   


14 Ağustos 2013

Kapıyı çalan kim



                                
                               


Bir dost insan hayatında ne kadar önemlidir.Bunu her gün onunla telefonda konuştuğunuzda,çat diye buluşuverdiğinizde pek fazla düşünmemeniz normaldir elbette.Çünkü zaten hep oradadır.Kalk gidelim dersiniz,dışarı çıkarsınız.Gel bize bir kahve içelim dersiniz,oturur içersiniz.Ulaşmak kolaydır.
Ama benim gibi uzaklardaysanız.Dostlarınızın hayatlarını uzaktan izlersiniz.Teknoloji sayesinde uzaklar yakın olsa da anlatılan olaylar demlenince öğrenirsiniz.Saçları uzar belki kahkül kestirirler belki boyarlar.İnternetten görürsünüz.Birileriyle tanışırlar,çocukları olur hep uzaktasınızdır.
Ama birden kapı çalar.Eşinizle öğle yemeği yiyorsunuzdur.Bir paket gelir ismi görmeye hacet kalmadan  yazısından tanınır dostun eli.
İçindense umut,sevgi,aşk,dostluk,destek ve sayamadığım ama mutluluktan ağlatan duygular çıkar.
İçindeki her bir eşya binbir incelikle donanmıştır.Okunan her bir cümlede kilometreler kısalır kısalır.Bir bakmışsın yanyanasındır.Hafif serin bir eylül akşamında-ki bu onun ayıdır- göz kırpan yıldızların altında sohbet etmektesin.O sana muhteşem kara gözleri ile olanı biteni heyecan içinde anlatmaktadır.Bulut bulut parmaklarına bakarsın.Sonra baykuş dövmesine bakarsın.İçinden bu kız tam bir romantik dersin bu çağa çok fazla.
Sonra geçmişe gidersin on sene öncesine umutsuz gençlik günlerine.Sınavlarla karartılan kalplere.Buna rağmen umutla atan kalpleri ile yokuş aşağı inen iki esmer kıza gider gözler.Kulağın teki onda teki Candan da.O dönemler hayatımın fon şarkısı Gamsız Hayat. Kaset kapağının mis kokusu hala burnumda.Ergenlikte kalbimizde dert büyüteci oluyor heralde bir hüzün bir hüzün.Kahkahadan çok hüznü paylaştıklarımız daha derinlerde hep sanki.
Sonra hüzünler yerini yeni heyecanlara bırakıyor.Okullar,aşklar değişen yaşamlar.İşte bir gün bir bakıyorsun kapını çalan o değil artık kendinsin.Ondaki sen gelmiş.Ne vermişsen onu veya daha fazlasını almışsın.Elime ulaştığını söylediğimde "galiba hep kendi sevdiklerim koymuşum" dedi.
Bilmiyordu ki uzun zamandır sevdikleri,sevdiklerimdi.Teşekkür çok hafif ama yine de çok sağol dostum! 

Bu yazıyı yazmama sebep sensin.Ama sen de biliyorsun senle beraber ailem haline gelen tüm dostlarıma teşekkürler.Beni hiç yalnız bırakmadığınız için.

##Yazıda hiç bir bütünlük olmadığını hissediyorum:)Bir daha okuyup herhangi birşeyi değiştirmek niyetinde de değilim ama.Tüm içtenliğime söylüyorum dostlarınızın kıymetini bilin.Sevgiler....